ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı Afyonkarahisar 'da gerçekleştirildi

ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı Afyonkarahisar ‘da gerçekleştirildi

Posted by

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, büyümenin sürdürülebilirliği için ithal ürünlere bağımlılık ve cari açıktan mutlaka kurtulmak gerektiğini belirterek, “Bunun için de yerli girdilere yönelen ithal ikameci bir politika tercihi ortaya konması zorunludur.” dedi.

ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Oda meclis üyelerinin katılımıyla Afyonkarahisar’da gerçekleştirildi.

Nurettin Özdebir, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, yurt dışında Rusya-Ukrayna Savaşı ile merkez bankalarının faiz artırımı ve bilanço azaltma sürecinin devam ettiğini hatırlatarak, bu gelişmelerin yurt içinde ortaya çıkardığı risk ve belirsizlik algısının sürdüğünü söyledi.

Savaş nedeniyle enerji, emtia ve gıda fiyatlarındaki artışın küresel büyüme dinamiklerini olumsuz etkilediğini dile getiren Özdebir, birçok uluslararası kuruluşun büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ettiğini hatırlattı.

Özdebir, tüm bu gelişmelerin Türkiye’yi de etkilediğine işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

“Tüm bu gelişmeler ister istemez bizim de morallerimizi bozmakta, üretim direncinin azalmasına neden olmaktadır. Özellikle kurlardaki yukarı yönlü hareketler belirsizliği önemli ölçüde artırmaktadır. Yüksek kur hem özel sektörün hem kamunun dış borç çevrimini zorlaştırmakta ve ithalat maliyetlerini yükseltmektedir. Ayrıca ekonominin genelinde dolarizasyonun artmasına neden olmaktadır.”

“Gelecek dönemde yeşil sanayi hiç olmadığı kadar önemli hale gelecek”

Özdebir, yaşanan gelişmelerin Türkiye tarafından sanayiye yönelik olarak uygulanan stratejilerin ve politikaların güncellenmesini zorunlu kıldığına dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Bu güncellemeleri yaparken de bakmamız gereken önemli bir nokta daha önümüzde durmaktadır. Bu da ‘yeşil sanayi’ ve ‘döngüsel ekonomi’ kavramlarıdır. Bu kavramlar önümüzdeki dönemde hiç olmadığı kadar önemli hale gelecektir. Hükümetlerin başarılarında belirleyici olan unsur, milli geliri ne kadar artırdıkları, matematiksel olarak kişi başına düşen hasılayı ne derece yükselttikleri ile ölçülüyor. Ne var ki, kaliteli yaşam, çevre kirliliği, ekolojik dengenin bozulması, küresel ısınma, sudaki yaşam, temiz suya erişim gibi kavramların hiçbirinin karşılığını milli gelir rakamlarında görülmemekte. Bundan dolayı ekonomik gelişmenin ölçümünde bu yeni faktörlere de yer verilmesi gerektiğine dair görüşler, GSYH’nin ötesinde bir göstergeye ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarmıştır.”

Özdebir, Avrupa Birliği (AB) tarafından yürürlüğe konulan AB Yeşil Mutabakatı ile çevre konularının AB ticaret politikalarına entegre edildiğini anımsattı.

1 Ocak 2023’ten itibaren yürürlüğe girecek “sınırda karbon” düzenlemesinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında Türkiye’nin olduğunu ifade eden Özdebir, Oda olarak “AB Yeşil Mutabakatının ASO Üyesi İşletmeler Üzerindeki Etkilerinin Yönetilmesi Projesi”ni başlattıklarını söyledi.

Proje ile üyelerin mevcut durumunun değerlendirildiğini ifade eden Özdebir, şunları kaydetti:

“İşletmelerimiz için karbon ve su ayak izi hesaplamalarına ilişkin düzenleyeceğimiz eğitim programlarının yanı sıra üye şirketlerimize karbon ve su ayak izi hesaplanması konusunda teknik destek verebilecek ekipler oluşturulacaktır. Böylece üye şirketlerimiz tedarik ve ihracat süreçlerinde özellikle enerji ve kaynak kullanımlarında karşılaşacakları düzenlemeler için hazırlık yapabilecek ve rekabet güçlerini koruyabileceklerdir.”

“Ekonomi politikalarının öngörülebilir olması gerekli”

Teşvik sistemleri ve ekonomik büyüme konularına da değinen Özdebir, “Büyümenin sürdürülebilirliği için mutlaka ithalata bağımlılık ve cari açıktan kurtarılması gerekir. Bunun için de yerli girdilere yönelen ithal ikameci bir politika tercihi ortaya konması zorunludur.” dedi.

Özdebir, bölgesel, proje ve genel bazlı ile hamle programı kapsamında verilen teşviklerin, Türkiye’nin kritik ihtiyaçlarını karşılarken, arz güvenliğini sağlayacağını, dışa bağımlılığı azaltacağını, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımları hayata geçireceğine dikkati çekerek, bu durumun daha yüksek teknoloji üretip, ihraç edebilme potansiyelini artıracağını söyledi.

Yüksek katma değerli ürünlerle ihracat yapabilmenin önemini vurgulayan Özdebir, “Yüksek fiyatlı ürün ihraç etmek yerine, yüksek katma değerli ürün ihracatına yönelip, ihracatta yerli hammadde ve yerli ara malı kullanımının artması gerekmektedir. Bunun içinde, uygun bir teşvik sistemi ile birlikte sanayicinin sermaye birikimi yapabilmesi gerekir.” diye konuştu.

Yabancı sermayenin ülke ekonomisine kazandırılması noktasında yapılması gerekenlerden de söz eden Özdebir, bu konuda atılacak ilk adımın “güven ortamının sağlanması” olduğunu kaydetti.

Özdebir, hukuk sisteminin, yabancı yatırımcının ülkeye çekilmesi açısından oldukça önemli bir unsur olduğu belirterek, “Yabancı yatımcıları ülkeye çekecek gerek hukuki gerekse ekonomik yapısal reformların devreye alınması ve ekonomi politikalarının öngörülebilir olması gerekir.” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermayeler Genel Müdürü Mehmet Yurdal Şahin de yatırım teşvik sistemi amaç ve mevzuatı, teşvik uygulamaları ile son dönemde yapılan değişiklikler hakkında bilgi verdi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.